AY(I)DIN OLMAK…
Bazen bir kaç tane de ben sallasam bizimkilere belki kitabım yok satar diyorum.
Nobel, ödül filan! Sonra...
Kadehle bilinç yükselmez, sadece baş döner.
İnancı reddetmek düşünceyi derinleştirmez, yalnızca bir tercihi değiştirir.
Toplumun değerlerini küçümsemek cesaret değil, aidiyet kaybıdır.
Ülkesini yabancılara şikâyet etmek hak aramak değil, sorumluluktan kaçmaktır.
Aydın olmak; bağırmak değil anlatabilmektir.
Provokasyon değil, muhakemedir.
Kutsallarla alay etmek değil, anlamaya çalışmaktır.
Işık; aklın berraklığında ve vicdanın adaletinde doğar.
Sarhoşluğu özgürlük sanan,
hakareti eleştiri zanneden,
köksüzlüğü evrensellik diye sunan anlayış
aydın değil; yankıdır.
Kendi milletine yukarıdan bakan,
devletini yıpratmayı ilericilik sayan,
gücünü yabancı alkıştan alan bir zihniyet
çağdaş değil; taklitçidir.
Gerçek aydın;
sevdiği için eleştirir,
koruduğu için konuşur,
inancı anlamaya çalışır,
farklı olana tahammül değil, saygı gösterir.
Aydınlık; gösterişte değil duruşta,
sloganda değil sorumluluktadır.
Diğerleri isim taşır.
Gerçek olan ise iz bırakır.
Ne diyor Allah (cc):
﴾120﴿
Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır.
Batılı bir siyonist ağzıyla konuşunca çağdaş değil uşak olunur ancak vesselam.
— Mehmet Karadağ