Gönül Gurbeti̇nde Bi̇r Gari̇p Avaz | Reha AJANS | KENTİN GÖZÜ KULAĞI | HABERLER
Köşe Yazılarımız

Gönül Gurbetinde Bir Garip Avaz

Gönül Gurbetinde Bir Garip Avaz

Gönül Gurbetinde Bir Garip Avaz: "Sen Bir Yana, Ben Bir Yan"

Mustafa Hakkı Karadağ

Şanlıurfa’nın bağrından kopan, her notasında ciğer yakan o yanık türkülerin sesidir bu aslında... Bir yanda bülbülün gül dalında döktüğü gözyaşı, diğer yanda derya kenarında kaynayan kum misali kavrulan bir yürek. Hayat bazen insanı öyle bir noktaya getirir ki, "Nere alıp gidem garip başımı?" sorusu, cevabı olmayan bir yankıya dönüşür dağlarda.

Gurbet Sadece Yol Değildir

Türküde geçen "garp başımı" ifadesi, sadece coğrafi bir batıyı değil, aslında insanın kendi içine düştüğü o büyük ıssızlığı anlatır. Derdini kimselere diyememek, gözyaşını içine akıtmak... İşte asıl gurbet budur. İnsanın kalabalıklar içinde kendi sessizliğine hapsolması, Şanlıurfa’nın sıcak akşamlarında avlularda yankılanan o derin iç çekişin ta kendisidir.

Fenerler İçinde Bir Yanar Mum

"Derya kenarında kaynar kum idim, fenerler içinde yanar mum idim..." Ne kadar zarif ve bir o kadar ağır bir benzetme. Bir zamanlar bir bütünün parçasıyken, şimdi bir fenerin içinde hapsolmuş, yandıkça eriyen, eridikçe tükenen bir ömür. Ümit ise her zaman tek bir kapıya bağlanır: "Evvel Allah, sonra sensin ümidim." Bu teslimiyet, bu Anadolu irfanı, sevdayı da dertleri de kutsal bir emanet gibi taşımamızı sağlar.

Kaşlar Kara, Gözler Ceylan; Ama Yollar Ayrı

Sevdanın tarifi hep aynıdır bizde: Kaşı kara, gözü ceylan... Ama kaderin tarifi bazen çok daha sertleşir: "Sen bir yana, ben bir yana." Yan yana olamamanın, aynı havayı soluyup aynı toprağa basarken araya giren o görünmez duvarların acısıdır bu.

Bugün modern dünya bize her şeyi "paylaşmayı" öğütlüyor. Mutluluğumuzu, yemeğimizi, gezdiğimiz yerleri... Ama bu kadim dizeler bize başka bir şeyi hatırlatıyor: Bazı dertler sadece gizli gizli akan gözyaşlarında yaşar. Bazı sevdalar sadece ümitle beslenir. Ve bazı insanlar, ne kadar uzağa giderlerse gitsinler, aslında hep o "derya kenarındaki kaynar kum" olarak kalırlar.

Gönül heybemizdeki dertlerin, bülbülün gül üstüne döktüğü yaşlar kadar zarif, ama o yaşları silecek bir el kadar da umutlu olması dileğiyle...

REHA AJANS - KÖŞE YAZISI