Gaziantep Neden İleride, Biz Neden Gerideyiz?
Bölge kentlerini kıyaslarken sık sık sorduğumuz, yanıtını ararken de çoğunlukla özeleştiriden kaçındığımız o temel soruyla tekrar yüzleşmek zorundayız: Gaziantep neden bizden ileride?
Bu sorunun yanıtı ne coğrafi konumda ne de devlet yatırımlarının miktarında saklı. İğneyi biraz kendimize batıralım. En çok öğretmen buraya atanıyor ve kısa süre içinde durmayıp gidiyor mesela. Neden? Neden bu insanları kente tutamıyoruz? Asıl mesele, kent kültüründe ve birlikte hareket edebilme becerisinde düğümleniyor. Şanlıurfalı yatırımcılar bile yatırımlarını buraya yapmakta isteksiz. Kendi dişiyle tırnağıyla kazandığı başarıyı bazı nadanlar yüzünden kaybetmek istemiyor olabili mi? Gaziantep’te yatırımcılar birbirini kıskanmak yerine üretmeye, büyümeye ve şehirlerine değer katmaya odaklanıyor. Herkes kendi işinde, gücünde; kimse bir başkasının açığını aramakla, enerjisini dedikoduyla veya şantajla tüketmekle uğraşmıyor. Kenti karalayan sesler elbette her yerde var ancak orada bu sesler azınlıkta kalıyor, kentin ortak vizyonunu bastıramıyor.
Boş kalpler ve boş kafalar, başkalarının hayatlarını ve başarılarını eleştirmekle sahte bir doluluk hissi yaratmaya çalışırken zaman akıp gidiyor. Başarı ise dedikoduyla değil, odaklanmayla geliyor. Gaziantep’in bugün bünyesinde barındırdığı dört üniversite eğitimdeki vizyonunu ve çıtasını ortaya koyarken; Süper Lig’de mücadele eden spor kulüpleri de kentin sportif ve kurumsal kalitesini simgeliyor.
Bunların eksik olduğu, kıskançlığın ve çekememezliğin baskın geldiği yerlerde ise kimse başarıya odaklanamıyor. Birlik olamadığımız her gün, potansiyelimizi kendi elimizle törpülüyoruz. Sağlık alanında halen Gaziantep’e hasta sevk ediliyor olması, bölgenin en fazla özel üniversite öğrencisini gönderen kentlerinden biri olmamıza rağmen kendi şehrimizde tek bir özel üniversitenin bulunmaması tesadüf mü? Niye bu durumda olduğumuzu hiç derinlemesine düşündük mü?
Yanıt net: Bir olamıyoruz, ortak paydada buluşamıyoruz ve enerjimizi birbirimizle uğraşarak tüketiyoruz. İki güçlü sporcu saha içerisinde birbiriyle hırsa kapılıp yorulduğunda, dışarıdan gelen küçük bir çocuğun ikisini de mağlup etmesi kaçınılmazdır. Birbirini aşağı çeken toplumlar, dışarıdan gelen rekabet karşısında her zaman yenilmeye mahkûmdur.
Günün sonunda herkes kendisine yakışanı yapar ve yapacaktır. Ancak Şanlıurfa'nın geleceği, birbirinin ayağına çelme takanların değil; kentin ortak çıkarı için elini taşın altına koyanların vizyonuyla şekillenmek zorundadır.
Son söz: Allah bizleri iyilerle, kentin ve toplumun iyiliğini düşünenlerle karşılaştırsın.